söylence
/türk/deli-dumrul
_

Deli Dumrul

Deli Dumrul
Deli Dumrul ve Aldacı.
Dunrul, Tungrul olarak da bilinir.
Söylencesel kahraman.

Cesareti ve gözü pekliğiyle tanınan bir karakterdir. Onun hikayesi, insanoğlunun hayat, ölüm ve adaletle olan ilişkisini işler. Dede Korkut anlatılarında Duha Koca'nın oğlu olarak geçer.

Anlatının yazıya geçmiş halinde canı almakla görevli varlığın adı Azrail'dir; Türk inanç dünyasındaki karşılığı ise ruhları toplayıp öteki dünyaya götüren Aldacı'dır.

Deli Dumrul'un Hikayesi

Deli Dumrul, yiğitliğiyle ünlü bir Türk beyidir. Ancak kibirli ve kendini beğenmiş bir kişiliğe sahiptir. Kupkuru bir derenin üzerine köprü yaptırır; köprüden geçenden otuz üç akçe, geçmeyenden döverek kırk akçe alır. Amacı para değil, kendisinden yiğit birinin çıkıp çıkmadığını görmektir.

Bir gün köprünün yanına konan obada bir yiğit hastalanıp ölür ve ağıtlar yükselir. Dumrul yiğidi kimin öldürdüğünü sorar, canını Aldacı'nın aldığını öğrenir. Buna öfkelenir: Bu can alan kimdir ki benim iznim olmadan can alır? diyerek Tanrı'ya seslenir, canları alanı karşısına çıkarmasını ve onunla savaşmayı ister.

Bu küstahlık üzerine Tanrı, Aldacı'ya Dumrul'un canını almasını buyurur. Aldacı ansızın karşısında beliriverir. Dumrul kılıcını çekip üzerine yürür, fakat Aldacı bir kuş biçimine girip uçar. Dumrul atına atlayıp peşine düşer, ancak yetişemez ve geri döner.

Dönüş yolunda Aldacı bu kez atının gözüne görünür. Ürken at Dumrul'u yere çalar, Aldacı göğsüne oturup canını almaya davranır. O anda Dumrul'un bütün kibri dağılır; yalvarır, hatasını anladığını söyler ve Tanrı'ya sığınır. Tanrı, samimi pişmanlığını görüp ona bir yol açar: kendi canı yerine başka bir can bulursa yaşayacaktır.

Dumrul önce babasına gider ve canını ister. Babası, canın tatlı olduğunu söyleyerek vermez. Ardından anasına gider; o da razı olmaz. Umudu tükenen Dumrul, ölmeden önce eşiyle vedalaşmak ve vasiyetini bildirmek için evine döner.

Durumu öğrenen eşi hiç düşünmeden kendi canını verir: Dumrul olmadan yaşamaktansa onun yerine ölmeyi seçer. Bu fedakârlık karşısında Tanrı ikisini birden bağışlar. Canını esirgeyen ana ile babanın canını alır, Deli Dumrul ile eşine ise yüz kırk yıl ömür verir.

Anlatı, ölümün gücüne meydan okumanın beyhudeliğini ve gerçek yiğitliğin kaba kuvvette değil sevgide ve fedakârlıkta olduğunu anlatır. Ana babanın canını vermemesine karşılık eşin tereddütsüz razı olması, bölümün asıl vurgusudur.